8 Mayıs 2017 Pazartesi

#sosyolugat8- Medya

Çoğunlukla bilindiği üzere günlük dilde medya, bir aracı olarak kullanılan iletişim unsurlarını ifade etmektedir. Özellikle modern hayatın kendisini sunmasıyla birlikte gelişen teknoloji sayesinde medyanın temel hedefleri arasında daha fazla kitleye, daha hızlı bir şekilde ulaşmak vardı. Nitekim kitle iletişim araçları adı altındaki bu organizasyonu geliştirmek de ileriye taşımak da büyük çaplı planlarla gerçekleşmişti. Tabi zamanla kendisini göstermeye başlayan fotoğraf, hareketli fotoğraf(sinema), telsiz, telgraf gibi aracılar da başroldeki radyo- televizyon ikilisinin gelişimine epey katkı sağlamışlardır. İşte tüm bu dönüşümler popüler kültürün meyvelerini vermeye başlamasının en yalın göstergesi olmuştur. Aynı zamanda kapitalist toplumun da...
Sosyoloji dünyasında medyanın önemi göz ardı edilemeyecek boyutta. Ancak en temel özellikleri arasında, az sayıdaki bir grup insanın çok daha fazla sayıdaki insanlarla haberleşmesini sağlaması ve buna bağlı olarak da insanların tepkilerini ölçen aktif bir yol olmasını saymak yanlış olmayacaktır. Medya denilen bu süreç aslında özüne bakıldığında bürokratik bir meseledir ve bir anlamda kurumlaşmış vaziyettedir. Tüm yayınlar belirli faktörler çerçevesinde düzenlenerek, belirli sınırlamalara ve belki de bazı tavsiyelere yönelik olarak uygulanır. Tabi bunu işin içine taraflı- tarafsız ayrımını katmadan söylüyorum.
Gelelim medyanın modern toplumlardaki duruşuna... Görkemli ve öznel tek bir duruşu vardır; insanların zihinlerine hükmetmek. Ve bu hüküm sürecini de kendisini gizli bir güç olarak ilan edip, usul usul hedefine yaklaşarak gerçekleştirmek. Kısayoldan tarihe şöyle bir göz atacak olursak bu dediğimi rahatlıkla anlayabileceğimizi düşünüyorum. Diğer yandan bu hüküm yalnızca toplum adına olmayabilir; sahip olunan değerler, inançlar, kişinin duygusal pozisyonu, tavırları ve akla gelen türlü çeşit kategori de bunun içerisindedir. 
Şimdi tüm bunları söylemişken televizyonun o büyülü etkisine ayrı bir dokunuş yapmadan olmayacaktı. Özellikle 60lı yıllardan itibaren artık dikkatlerin çoğunun televizyona çevrilmesiyle birlikte, medyanın etkileri arasına insanların tektipleştirilmesi unsuru da dahil edilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla sosyallikten bir o kadar uzak, şiddet eğilimli, davranış bozukluğu oluşturan medya ögeleri de kendisine toplumda konforlu bir yer edinmiştir. Okur- yazar oranına olan olumsuz etkisinden söz etmiyorum bile... Fakat medyanın ve televizyonun bu gücünü yalnızca onun sağlam karakterine dayandırmak belki biraz eksik kalabilir. Burada asıl önemli olan, işin gösteri ya da sergileniş boyutudur. Zaten biz insanların ağzını sulandıran da karşı tarafın o ihtişamlı görselliği değil midir? O an koşulların, kullanışın, iyi- kötü ayrımının zerre önemi yoktur. 
İnsanoğlu tüm bu dönüşüme tam robotik alışkanlık sağlamaya başlamıştı ki bir de sosyal medya diye birşey attılar ortaya. Bu sefer de içimizi karşı taraftan haberdar olma, merak etme, tedirgin olma hisleri kapladı. Sırf o yapıyor diye biz de aynısını yapmaya ve hatta daha fazlasını yapmaya başladık. Neden? E çünkü geri mi kalsaydık bundan, dünyanın sonu olurdu bu(!) Hem bu çağda böyle birşey ortaya çıktıysa herhalde faydası olacaktır, sonuçta gelişen bir toplumuz düşüncelerini bize empoze etmişlerken ses çıkarmak çok da mantıklı olmayacaktı. Biz de tıpkı eskiden yaptığımız gibi güzel bir uykuya daldık ve birileri de gelip uykumuzda bize konuşmaya devam etti...
Bence

11 yorum:

  1. Bloğunuzu yeni keşfettim bende beklerim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz, hemen uğruyorum o halde.. :)

      Sil
  2. artık hayat bu işteeeee napcaaaan :)

    YanıtlaSil
  3. Merhaba.. Ortak ilgi alanlarımız, oldukça fazlaymış.Sosyal medyanın. geleneksel medyaya alternatif oluşturduğunu düşünüyorum aslında.Geleneksel medyanın tek taraflı bilgi akışını iki taraflı hale getirdi,pasif alıcı konumundaki insana kendini ifade imkanı sağladı. Evet henüz çok yeni bir mecra o yüzden sosyal normlar,etik kurallar oturmuş değil ama zamanla bu eksiğin,giderileceğini düşünüyorum. Buda farkındalıkla ,bilinçli kullanımla olacaktır.Bilgi ve teknolojinin bu kadar hızlı geliştiği ve o oranda tüketildiği zamanda ondan uzak kalabiilmemiz mümkün olmadığına göre beraber yaşamayı öğrenmemiz,gerekecek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, güzel ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ediyorum. Bir sosyologla muhabbet ediyormuş gibi hissettim :) Haklısınız, insanın pasifliğinin ya da bastırılmışlığının doğal yoldan ifadesi haline gelmiş durumda. Aslında bana kalırsa normların da çoğu zaman es geçildiği gibi bir durum var ama tabiki oturacaktır. Umarım bilinçlenme artı yönünde oluşur.. Sevgiler :)

      Sil
  4. Özellikle sosyal psikoloji ilgimi çekiyor ve insan davranışlarını gözlemlemeyi de seviyorum.Normları oluşturacak bizler olduğumuz için bu alanda farkındalık oluşturmak şart diye düşünüyorum

    YanıtlaSil