30 Haziran 2017 Cuma

Hep Aynı Nedenler, Hep Aynı Sonuçlar

Bir an için bugün eve hiç dönemeyeceğimi sandım. Çünkü öyle bir sıcak, öyle bir baskı var ki herkes gibi benim de gündemimi fazlasıyla meşgul ediyor. Tabi evlerin de sıcaklık bakımından dışarıdan eksik bir tarafı yok ya neyse... Evet, pek de alakalı olmayan bir giriş yaptıktan sonra(!) esas meseleme geçmek istiyorum.
Bu sabah ben yine karşı caddeden gelen kaza sesiyle uyandım. Yine diyorum çünkü belirli aralıklarla gerçekleşen bu kazaları sanıyorum içselleştirmiş durumdayım. Geçen yıl saymak için fırsatım olmamıştı ama bu yıl özellikle dikkat ettim ve bu sabahki kaza da eklenince sayı yirmilere ulaşmış oldu. Bunu da yazarken hem hayret ediyorum hem de olağan bir durummuş gibi karşılıyorum doğrusu. Fakat beni hepsinden daha çok rahatsız eden şey, halen bu duruma karşı bir önlem 'alınmıyor' oluşu. Çünkü bahsettiğim bu yol, gün içinde fazlasıyla trafik alan ve iki yoğun caddeyi birbirine bağlayan bir köprü niteliğinde adeta. Ben de hem yaya olarak hem araçla neredeyse hergün kullandığım bu yolu çoğu kez özellikle ziyarette bulundum; bir uyarı ya da bir önlem bulunuyor mu merakıyla... Ama, yok. Halen yok ve olacağını da hiç sanmıyorum. 
Kazalar da öyle ufak tefek ya da görmezden gelinecek gibi değil bu arada. Mesela bu sabahki şanslı arabamız(!) kaldırım taşlarını da peşinde sürükleyerek takla atmış ve bir ağaca çarparak durabilmiş. Geçenlerde meydana gelen kazada araba elektrik direği ile bütünleşmişti. Ondan bir öncekinde ise -ki en şaşırtan buydu- nasıl olduğunu hiç anlayamadığım bir şekilde araba oradaki bahçeli bir evin içine girmişti. Ama öyle bahçesine falan değil yani, bildiğiniz içine!
Şimdi bir de vatandaşın tepkisine değinmek istiyorum. Açıkçası başlarda kaza sesini duyuyordum ancak o anda gözlemleme fırsatı bulamıyordum. Zamanla kazalar monotonlaşmaya başladı ve haliyle ben de incelemek adına baya bir imkan buldum. Bu yolu aslında çok fazla insanın rahatça görebileceği, tam ortada bir yol olarak tarif edebilirim. Gerek apartmanlardan, gerek arabalardan ya da uzak mesafeden bile çok rahat görünüyor. Kaza sesi geldiğinde yurdum insanının yaptığı ilk iş merakla ama bilinçsizce olay yerinde birikmek oluyor. Eğer sürücü yaralı ya da sıkışmışsa aynı anda çoğu kişi telefona sarılıyor. Eğer hasar sadece arabadaysa, etrafında üç- beş tur atıp, birkaç defa sağına soluna vurarak geçiştiriyorlar. Tabi bu sırada hasarlı bölge de nasibini alıyor. Mesela geçen ay gerçekleşen kazada arabanın kapısı savrulmanın etkisiyle yerinden çıkmakla çıkmamak arasında kalmış. Sağolsunlar anında koparıp attılar kapıyı, ya hep ya hiç anlayacağınız!
Gelelim işin 'neden önlem alınmıyor' kısmına. Valla ne desem boş, zaten ben desem de demesem de belli ki kimsenin umrunda değil. Bana göre önlem almak için kaza sayısının bir önemi yok. Gerçi düşündüm de nasıl bir önlem alacaklar ki? 'Dikkat, ne zaman nasıl olacağı bilinmez ama bir kazaya kurban gidebilirsiniz.' falan mı yazacaklar? Hatta aslına bakarsanız o yolda nasıl kaza oluyor halen çözebilmiş değilim. Çünkü yola giriş yapmadan önce neredeyse adım başı trafik lambası var. Tabi uyanlar için... Bir de sanki bu kazalar sadece bizim evde böylesine dikkat çekiyormuş gibi bir his var içimde. Herkes halinden memnun gibi. Bu iş nefes almak kadar olması gereken birşeymiş gibi... Sorsanız herkesin haberi var, kazalardan herkes şikayetçi, 'aman bizim başımıza gelmesin de önlem alınsın' modunda ama iş harekete geçmeye gelince azalan sesler dışında bir noktaya varamıyorsunuz. Bu da benim baya sinirime dokunuyor ne yalan söyleyeyim.
Sonuç olarak bugün bir araba, bir can daha kazadan nasibini almış oldu. Şu 'cana geleceğine mala gelsin' klişesini de duymak istemiyorum çünkü malesef her defasında mala geldiğini göremedik. Muhtemelen birkaç hafta içinde yeni bir kaza daha meydana gelecek ve muhtemelen ben yine tadım kaçmış vaziyette sağı- solu ararken kimsenin birşey yapmıyor oluşuna ve bu keskin duyarsızlığa canımı sıkarak günümü geçireceğim. Tıpkı bugün olduğu gibi...


Tepkiler:

10 yorum:

  1. Trafik lambası,tabela olsun olmasın duyarlıysa eğer sürücü kafasına göre hareket etmeyecek.Trafiğin yoğun olduğu bir bölge olmasa dahi ,insan olabilir,hayvan olabilir.Her zaman dikkatli olmak gerekir.Bizim buraya ayna koydular(hoş onuda kırdı faili meçhul biri,ne kaldırım taşı bırakıyoruz ne lamba,ne ayna:/ ) (mahalle içi) gene de kaza oldu.Herkes yol benim havasında olursa daha çok kazalar olur.:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız aslında, kimsenin umru değil ki kim ölmüş kim ölmemiş.. Mesela geçenlerde yine çok işlek bir caddede otobüs şoförü kaza yaptı belki duymuşsunuzdur. Önce frenim boşaldı dedi, meğer uyuyakalmış. Bir can aldı ama hiç umru bile olmadı. İşte böyle bir anlayış yani...

      Sil
  2. Yavrum. Yurdumuzda zaten olmayan düzen tamamen bozulmuş durumda. Seni her gün görerek üzen bu durum, mutlaka orada yanlış bir şey var ki oluyor ama ben artık bu sorumsuz idarenin, halkın zarar göreceği daha kötü durumlar yaratacağından endişeliyim. Biz ne yapabiliriz ki? Sistem çöktü çöküyor. Şoför de uyur, yaya da şaşkınlıktan arabanın altına girer. Zira kimse memnun edilmedi. Ne şartlarda yaşıyorlar kim bilir? Sana sabır dilerim gördüklerin için. Üzülsen ancak kendi moralini bozarsın o kadar. Geçmiş olsun yavrum. Belki bir gün herkesin ve yönetenlerin sorumluluklarını bildiği bir ülke oluruz kim bilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece Ablacım doğrusu ben de endişeliyim ama bazen kendi çevrem de dahil çoğu bireyin bu duruma aşırı kayıtsız kalışı çekilmez oluyor. Dediğiniz gibi aslında bizim elimizden gelen çok az şey var ya da elimizden gelenler de yalnızca kendi çapımızda yankı buluyor. Ben de hepimize sabır diliyorum, belki oluruz ama o günleri görmeye yetişebilir miyiz, bilemedim.. Çok teşekkür ediyorum.

      Sil
  3. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesi her yeri sarmış. Artık kimse hiç birşeyin kolay kolay değişmeyeceğine öylesine inanmış ki! Çok acı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de öyle. Aynı dünyada farklı oksijenleri soluyormuş gibiyiz. Bunu bilmek mi daha acı yoksa buna göz yummak mı, tartışılır..

      Sil
  4. Hiç dikkatli sürmüyorlar hayvan mı geçer bir insanmı çıkar diye düşünmüyorlar yol benim diye gaza basıyorlar ayaklı canavarlar işte Allah korusun valla yaya olmakta sor sürücü olmakta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız gerçekten de öyle malesef..

      Sil
  5. Ben değinmiştim buna sen de biraz daha farklı sunmuşsun ama maalesef ki sorun ortak ve baki :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorunun baki oluşu da sıkıcı, biz istersek defalarca yazalım değil mi..

      Sil