28 Haziran 2017 Çarşamba

Küçük Kara Balık

*yaşanmışlığı hakkında şüphe duyulmayan şeyler 

O sabah her yeni gün yaptığım gibi gözlerimi umutla açmış, yan odamda uyuyan babannemi koşarak öpücüklere boğmuş ve annemin mis kokulu böreklerini yemek için merdivenleri hızla inmiştim. Bizim bahçe öyle çok büyük değildi ya, her gelenin sığınağı olurdu. Pencere önüne küçükten büyüğe dizdiğim fesleğenlerimi ellerimle sevdikten sonra anneme yardım etmek için mutfak ile bahçe arasında gider gelirdim. Hiç belli etmezdi ama içten içe mutlu olurdu annem, sevinirdi bu duruma. Son yıllarda hastalık dört yanını öyle bir sarmıştı ki dermanı kalmıyordu çoğu şeye artık. 
Fakat o sabah benim pamuk suratlı annemin göz bebeklerinde tanımadığım bir ifade, dudaklarında belli belirsiz bir titreme vardı. 'Güzel kızım yuvadan ayrılmaya hazır mı acaba?' diye sorarken titreyen ses tonunu belki kapattığını düşündü ama içime işlemişti bir kere. Demek sıra bendeydi, 'olsun zaten hemen şuracık, şugillerden şununla evleniyorum, yakın olurum anneme desteğimi devam ettiririm' diye geçirmiştim hep içimden. Ah benim saf kafam, nereden bilecektim böyle olacağını...
Aslında ilk zamanlar çoğu duygumu içime atarak mutlu olabileceğimi düşünmüştüm. O zamanlar sokaklar akşamları dolar, yollar, caddeler kalabalıkla şenlenirdi. Bizim evin köşesindeki sakız dondurmacısından dondurma alıp büyük park meydanına kadar yürümeyi teklif etmişti bana. Annem de 'git kızım nişanlı zamanınızda muhabbetli olun, sonrası için fayda olur' diye fısıldayınca kulağıma sandım ki farklı bir akşam yaşayacaktım. Oysaki yine saf kafam devredeydi. Ben büyük parka gideceğimizi sanıyorken onca uzaklıktaki orman yoluna gidişimiz, hem de yürüyerek, tek kelime etmeden... Gece bitsin diye dua ederek eve döndüğümde yapabildiğim tek şey ağlayabilmek olmuştu.Hani bana hep 'yapma bak kendine zarar veriyorsun, bırak sen kendi keyfine bak' diyorlar ya, haklılar da aslında. Ama öyle doluyum öyle yorgunum ki, tüm bir hayatımı, gençliğimi bir hiç uğruna harcamış olmak bile yetiyor kendi keyfime bakamamak için. Oysa ben sımsıkı bağlı anne- babanın biricik kızı, pamuk babannenin canı, ciğeriydim. Evimizde kahkaha eksik olmazken buraya geldim geleli bir gün olsun yüzüm gülmedi. 
Son günlerde kendimi ölüme daha da yakın hissederken aklımda hep gülen gençliğim olsun istiyorum. Bazı geceler bu hayale öyle kapılıyorum ki, boşa giden yıllarım ayaklanıyor ve hesap sorarak sonsuz bir kabusa dönüşüyor. Vicdanım aklımla savaşıyor, savaşıyor, savaşıyor. Hiçbir şeyi beceremeyen şu korkak bedenim, haklı bir ayrılığı bile beceremediği için kızıyorum kendime, acıyorum hatta. Ve korkuyorum; birgün gerçekten boşa giden ömrümün soracağı hesabı anlatamamaktan...



Tepkiler:

12 yorum:

  1. Kalemine sağlık güzel insan :)

    YanıtlaSil
  2. Çok duygulandım. Dilerim hep mutlu ol kızım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum Ece Abla, ben de hepimiz için uzun mutluluklar diliyorum..

      Sil
  3. Cok güzel yazmissin bencede canm :) 😄

    YanıtlaSil
  4. Vaaav:) Çok güzel. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  5. Herteldenşef... durdum kaldım. İçim sıkıştı. ÇOK iyi yazmışsın, yaşatmışsın. 👏 ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası yazarken biraz benim de içim sıkışmıştı ama sizden böyle güzel yorum almak mutlu etti beni, çok teşekkür ederim :)

      Sil