19 Ağustos 2017 Cumartesi

İki Lafın Beli

Hay aksi bu yazıya nasıl giriş yapmalı bilemedim. Kafamda kelimeler köşe kapmaca oynuyor ama sıraya dizilmeyi bir türlü beceremiyorlar.
Çok klişe bir şekilde 'memlekette onca dert var sen neyin peşindesin?' diye bakınıp dururken içimde mini isyan patlamalarının ses verdiğini farkettim geçenlerde. İnstagram 'story' sağolsun -ki buna story denilmezse bir havası kalmıyormuş(!)- tek derdimiz şu şehir bu şehir yazmak yerine 'bilmem ne province' yazmak oldu! Hayır n'oldu yani sadece şehir ismi yazmak yerine province yazınca, boyunuz mu uzadı be arkadaşım? Size sunulan her şeyin yönetimi altına nasıl da bu kadar hızlı ayak uyduruyorsunuz, vallahi pes!
'Amaan sen de abarttın şimdi, ben de yazıyorum ne olmuş' sesleri yükselebilir. Zaten yazılmasında bir sıkıntı yok sonuçta onu oraya yazalım diye koymuşlar değil mi. Fakat bir gün içinde üç şehir değiştirip de sırf province yazmadım diye en baştan paylaşım yapanını gördü bu gözler. Yazıktır...
Bazı şeyler çok iç acıtıyor doğrusu. Mesela sevip de kavuşama... yok yok bu değil. 😁 Hayat bunu dert edinecek kadar boş olmamalı bana göre. Mesela gençliğinin en güzel çağlarında ideallerinden sırf gelecek kaygısı güttüğü için vazgeçen ya da vazgeçmek zorunda kalan bilinçli gençlik gibi. Mesela beyninin ultra yaratıcı fonksiyonlarını kullanacak alanı bulamayan dinamik gençlik gibi. Mesela eğitimi yalnızca parasal pencereden değerlendiren politik gençlik gibi. 
İki gün önce bir haber okudum. Bu yıl üniversite yerleştirme oranlarında psikoloji, sosyoloji ve felsefenin dışlanmasından bahsediyordu. Günümüz ülkesinde hali hazırda bir gencin böyle bölümlerden mezun olması, ilerde parasal sıkıntılar çekeceğinin de habercisi diyordu üstelik! Bu ne yahu, nasıl bir habercilik anlayışıdır çözemedim gitti. Devamında da psikoloji, sosyoloji ya da felsefeden mezun olan birey kendini hemen psikolog, sosyolog ya da filozof oldum diye ortalara atmasın diyordu. Evet, burada haklı. Öyle diplomayı alınca hop diye sosyolog olunduğunu kim görmüş? Bu iş biraz tecrübeyle kabiliyetin harmanlanması bana göre...
Bir de şu mesele var; 'ya kız için sosyoloji tamam da erkek için bilemiyorum.' Niye kız için sosyoloji ya da psikoloji ya da felsefe tamam oluyor pardon? 'Sen zaten iki gün sonra evlenirsin amaan para derdin mi var senin, heheyy' demenin düz cümleye dökülmüş hali. Ah ah, şimdi bir sihirli balyozla o dar beyinleri parçalamak vardı.
İki lafın belini kıracağım, kırdırtmıyorlar. Olaya açıklama getireceğim, getirtmiyorlar. Heves edeceğim, ettirtmiyorlar. Sonra da 'vay efendim sen çok değiştin!' Değişmedim canım kendime geldim. En azından benim daha okuyacak kitaplarım, izleyecek filmlerim ya da düşünecek meselelerim var... 

Tepkiler:

26 yorum:

  1. Sevip de kavuşamamak bana göre o kadar da boş bir dert değil ama diğer söylediğin her şeye katılıyorum. :D O haberi ben de okumuştum ve sinir olmadım değil. Bu bölümlerin dışlanmasının asıl sebebi Türkiye'de hala geçerli hale gelememeleri, değerlerinin bilinmemesi ve anlaşılamamaları bana göre. Dolayısıyla beşeri bilimlerin önemini anlayamayan bir toplumun gelip de şu erkek mesleği, bu kadın mesleği gibi kategorilere başvurması ne yazık ki şaşırtıcı değil, ama çok üzücü. Gerçekten yurtdışına mı kaçıp Türkiye'yi cahilliğe mi terk etsek, yoksa Türkiye'de kalıp bu gibi durumlara mı maruz kalsak diye karar vermek çok zor. Bu noktada bireysel tercihler ayırt edici oluyor gerçi...

    Yine de sosyoloji ve felsefenin psikolojiye göre daha çok yara aldığını düşünüyorum ben. Yani bu gereksiz bir kişisel görüş oldu şu anda ama söylemek istedim. :D Psikoloji bölümüne yoğun ilgi olsa da, onun da tam olarak anlaşıldığını sanmıyorum. Ne yazık ki ülkede hala çok para getirdiğine inanılan hukuk, tıp ve mühendislik gibi bölümler revaçta. Keşke toplum şu at gözlüğünden kurtulsa artık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aksine senin gereksiz kişisel görüşün aslında tüm demek istediğime bir özet oldu, içime su serpti vallahi :D
      Sevip de kavuşamamak bir noktadan sonra sıkıcı oluyor ya da ben sıkılıyorum bilemiyorum :D
      İşin ilginç yanı bu konuların anlaşılamamasından ziyade anlaşılmak istenmemesi. 'Nereden mezunsun?' diyorlar. 'Sosyoloji' diyorum. 'Hımm, olsun ya' diyor! Yahu sen sosyoloji hakkında ne biliyorsun da anında dışlayıveriyorsun değil mi ama, insanlar çok komik doğrusu. Aslında evet terk mi etsek yoksa kalsak mı ikiliği dediğin gibi gündemde ama bazen kalmak boşa kürek çekmek gibi, gitmek de pes etmek gibi hissettiriyor, yani yine iki arada kalıyoruz..
      Yorumun sarıp sarmaladı beni güzelce, çok teşekkür ederiim ;))

      Sil
    2. Seninki de beni sardı doğrusu. :) İki sosyoloji mezunu oturup iki lafın belini toplum üzerinden kırıyoruz işte, daha ne olsun. :D

      Hiç unutamadım şöyle bir anım var. Yeni tanıştığım bir teyze ile:

      -Ne okuyordunuz canım?
      +Sosyoloji.
      -... Aa ne güzel. Ben de sosyalleşmeyi çok severim!

      Durum bu şekil kısacası. İnsanlar sormanın utanç verici olduğunu düşündüğü müddetçe yanlış bilmenin vehametini bir türlü anlayamayacaklar.

      Sil
    3. Bu teyzeleri ne yapmalı bilmiyorum ama tam hayretlikler vallahi!
      İnsan bazen yok artık yıl oldu bilmem kaç, herkes bilinçli diye düşünüyor ama cık. İşin aslı çok farklı..
      Hihihi canım biz ya :D

      Sil
  2. Ayrıca bu şarkının klibi ile yazı cuk oturmuş. Harikasın! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu Mabelciğim yaptı yine yapacağını, sağolsun. ;)

      Sil
  3. Bizim ülkemizde sosyal bilimlere maalesef yeterince değer verilmiyor. Öğrenci kısıtlı imkanlarla aldığı eğitimin üzerine kendisi de çok şey katmak zorunda. Peki bu öğrenci kendini geliştirdi diyelim ya sonra? Sonuç hüsran... Bir medeniyetin yükselmesi için düşünen, okuyan, yazan, sorgulayan, fikir üreten insanlara ihtiyacı var. Nerede bizim yükselişimiz? Mazide kaldı... Ah bitmez bizim kanayan yaralarımız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değer verilmemek şöyle dursun bir de üzerine toprak atmak nedendir yahu? Gerçekten sonu hüsran, heyecanlar sönük.. Oysaki bizim işleyen beyinlerimizin çoğu usulca bekliyor bazı şeyleri.
      Bunu da herşey gibi maziye atmak da üzüyor..
      Ne olduğunu anlamadan yorumu silmişim yahu, yeniden ekledim :D

      Sil
    2. Çok doğalsın herteldenşef :D Biz okumaya, izlemeye, düşünmeye devam edelim bir gün her şey değişir belki...

      Sil
    3. Değişir mi ki, hadi bakalım.. :D

      Sil
  4. Türkiye öğretmen,doktor yada polis değilsen boşuna okuyosun arkadas. Bir kere sosyoloji okuyorum teyzecim desen onu bunu bırak kızımda ne olcan sen şimdi diyecek insanlar var. Galiba alışamıyoruz az göeülen şeylere. :)

    Bence iki lafın belini bizimle bük. Onlarında torba olan ağızlarını büz yoluna dümdükkk devam et 😁

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var var hem dee hangi yöne baksak oradalar. Alışmak da istemiyoruz sanki!
      Hahaha ya senin şu yorumların olmasa ne yapardım bilmiyorumm :D

      Sil
  5. Province ne yahu?cidden.
    Amann boşver zırvalayanları,bir sosyolog olarak bu düşünce sistematiğinin nasıl işlediğini biliyorsun zaten.Hem sonra...hmm öyle işte :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam boşvereyim, tamam biliyorum ve içime atayım da. Orası da doldu ne yapmalı...
      Hem sonradan sonra gelen o üç nokta var ya ahh!.. ;)

      Sil
  6. "Değişmedim canım kendime geldim." Kendimi bulduğum bir cümle oldu, kalemine sağlık. :) Kapanış harikaydı! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bu güzel yorum için çok teşekkür ediyorum kii ;)

      Sil
  7. Psikoloji okumayı çok istemiştim. Olmadı, yine de sosyoloji, psikoloji ve felsefeye olan ilgim devam ediyor. Herkesin faydalanması gerektiği, zihni canlandıran alanlar bunlar. Lakin bu cinsiyetçi yapılandırma insanı çileden çıkartıyor. Aynı zamanda bu bölümlere gereken önem verilmediği için mezun olanlar boşta kalıyor genelde. Yurtdışında pek çok ülkede bunlar en değer verilen mesleklerden ve ilerlemeyi görebiliyoruz. Keşke bilgi düşmanları yerine değer veren kişiler olsa çevremizde. Tıp ve hukuk okumayanı adamdan saymıyorlar. Toplumsal gelişme için her mesleğin önemli bir yeri olduğunun farkına varmak gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. İşte sırf bu yüzden de çoğu birey olmak istediği değil de olmak zorunda kaldığı bir hayata yöneliyor, bence en kötüsü bu.
      Farkına varmak gerçekten önemli..

      Sil
  8. Derin dertler bunlar 😂😂😂. Saka bir yana ben de sadece kiz oldugum için yapmak istedigim birçok seyi yapamamistim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de nasıl derin :D
      Ah ah bilemiyorum bu yapılamayanların hali ne olacak..

      Sil
  9. Yazıyı okurken probilmemneyi görünce Ankaralı tarafımdan "O ne la?" cümlesinin döküldüğünü itiraf etmeliyim. Gerçekten bilmiyorum. İnstagram çok az kullandığım bir uygulama. :D

    Gelelim ana konuya. Bu memlekette psikolojiye, sosyolojiye ve felsefeye hakkı verilmedi, verilmeyecek demek istemiyorum. Umarım verilir. Bu dallar temel şeyleri kapsıyor. Her insanın bu dallardan biraz da olsa 'bilinçli ve tam olarak' bir fikrinin olması gerektiğini düşünüyorum. Bana da Arkeoloji okutmadılar. Neymiş iş yokmuş. Bir kadın olarak zorlanırmışım. Edebiyatı seçtim. Bu sefer de herkes öğretmen olacağım sanıyor. Kardeşim ben mezun olunca Türkolog oluyorum, öğretmen değil. Ayrıca Edebiyattan sadece öğretmen olunmaz. Bu ülkeye edebiyatçı da lazım.

    Bu ülkede bazı insanlar dar kafalı gelip, kafasız olarak gidiyor galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanı instagramdan soğutuyorlar yahu :D
      Hakkı verilmedi, verilir mi ki hiç.. Birileri bizim neyde zorlanıp neyde zorlanmayacağımızı çok iyi biliyor belli ki (!)
      Ayy son cümle kalp benn :D

      Sil
  10. Yabancı kelime hayranlığından başka bir şey değil.. o zaman instagram ya da herhangi bir programı türkçeleştiremiyoruz desinler ben de anlayayım!
    Biriken ve tam kapasite dolan duygular içinse önerim kesinlikle aklına ilk gelen makul şey için savaş vermen. Biriken şeyler hastalığa meyyaldir, unutulmaya...
    Sevgiler herteldeşef..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle çok haklısınız.
      Ben de mücadele kısmında aynı fikirdeyim, alışmak daha zor oluyor sanki.. Sevgiler benden :)

      Sil
  11. Derya sayesinde tanıdım ve blogunuzu takibe aldım. Bana da beklerim.
    www.nilgunozenaydin.com

    YanıtlaSil